Gribin Tedavisinde Dinlenmek Önemli

Haber Tarihi : 17.02.2018 12:47:57 İç Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Deniz Grait, kış aylarında kişilerin sıkça yaşadığı gribal enfeksiyonun tedavisinde dinlenmenin önemine dikkat çekti.
A +   A -

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Deniz Granit, gribal enfeksiyonun genellikle solunum yollarını tutan, kolay ve hızlı yayılan bir hastalık olduğunu söyleyerek, bu hastalığa yılın her döneminde rastlanıldığını ancak ağırlıklı olarak kış aylarında görüldüğünü ve ani başlayan ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, baş ağrısı ve kuru öksürüğün de gripte yaşanılan şikayetler olduğunu belirtti.

“Gribal enfeksiyon en kolay kalabalık alanlarda yayılmakta”

Gribal enfeksiyonun kolay bulaşan bir hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Deniz Granit, okul ve huzur evleri gibi kalabalık yerlerde bu enfeksiyonun daha hızlı yayıldığını belirtirken, enfeksiyonun grip olan kişinin öksürme, hapşırma veya konuşması sırasında etrafa saçtığı damlacıklar yolu ile yayıldığını söyledi.

Uzm. Dr. Deniz Granit, damlacıkların eşyalara bulaşıp ardından kişilerin eşyaları ağzına, gözüne ve burnuna dokundurması ile de bulaşabileceğini belirterek, “Virüs vücuda alındıktan sonra bir veya dört gün içinde hastalık kendini göstermeye başlar. Belirtiler ortaya çıkmadan bir gün öncesinde, yani kişi daha hasta olduğunun bile farkında değilken, bu defa kendisi etrafa virüsü bulaştırmaya başlar. Bulaştırıcılık bunu takip eden beş ila yedi gün süresince devam eder. Bu süre çocuklarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha uzun olabilir” dedi.

“Gribal enfeksiyon medikal yardıma gerek kalmadan iyileşebilmekte”

Çoğu kişinin gribi herhangi bir medikal yardıma ihtiyaç duymadan atlatabildiğini söyleyen Uzm. Dr. Deniz Granit, çoğunlukla ilaç içmeye gerek duymadan hastalığın hafif şekilde atlattığını belirterek, gribal enfeksiyonun genelde ilk üç veya dört gününün zor geçtiğini söyledi.

Uzm. Dr. Deniz Granit, hastalıkta iki haftadan daha kısa sürede de iyileşme görülebilir diyerek, “Grip bazen ağır da seyreder ve zatürre, kulak iltihabı, sinüs iltihabı, mevcut kronik hastalıkların kötüleşmesi gibi çeşitli komplikasyonlara neden olabilir. Ağır seyir herkeste ve her yaşta olabileceği gibi, özellikle 5 yaşından küçük çocuklarda, 65 yaşından büyüklerde, hamile kadınlarda, kronik hastalığı olanlarda, bakım evlerinde, huzur evlerinde kalanlarda görülür” ifadelerinde bulundu.

Kış aylarında yaygın görülen soğuk algınlığı ile gribal enfeksiyon bulgularının benzerlik gösterdiğine de değinen Uzm. Dr. Deniz Granit, bu nedenle sıklıkla bu iki durumun karıştırıldığını belirtti.

Her iki hastalığın da solunum yolunu etkilediğini fakat farklı virüslerden kaynaklandığını söyleyen Uzm. Dr. Deniz Granit, soğuk algınlığının vücut direncinin düştüğü zaman ortaya çıkan burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğazda yanma, öksürük, halsizlik gibi şikayetler ile kendisini gösterdiğini belirtirken, gribal enfeksiyon ise genellikle 38 derece üzerinde ateş görüldüğünü belirtti.

Uzm. Dr. Deniz Granit şöyle devam etti: “Gripte genellikle ateş 38 derecenin üzerinde iken, soğuk algınlığında ateş 38 derece altındadır. Soğuk algınlığı üst solunum yollarında sınırlı kalırken, grip alt solunum yollarına da yayılabilir. Grip tanısı genellikle şikâyet ve belirtilere bakılarak klinik olarak konulur. Özellikle grip sezonunda gelen hastalarda tanı daha olasıdır. Bazı durumlarda tanının laboratuvar testleri ile desteklenmesi gerekebilir, ancak genellikle tedavi ve yaklaşımı değiştirmediği için tanı testlerine başvurulmaz.”

“Doktora başvurulmadan antibiyotik kullanılmamalı”

Antibiyotiklerin özel bazı durumlar dışında grip tedavisinde yeri olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Deniz Granit, antibiyotiklerin grip gibi virus kaynaklı enfeksiyonlarda değil bakterilerin yol açtığı hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirtti.

Doktora başvurmadan bilinçsiz kullanılan antibiyotiklerin çoğu zaman faydadan çok zarar verdiğini söyleyen Uzm. Dr. Deniz Granit, gripte kullanılan ilaçların ağrı, ateş, burun tıkanıklığı gibi şikayetleri azaltarak kişinin bu dönemi daha rahat geçirmesini sağlayabileceğini belirtti.

Uzm. Dr. Deniz Granit sözlerine şöyle devam etti: “Gribal enfeksiyonlar bağışıklık sistemimizi zayıflatarak bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Bu gibi durumlarda doktorunuz tedavinize antibiyotik ilave edecektir. Grip tedavisi için ayrıca antiviral ilaçlar mevcuttur. Antiviral ilaçlar özellikle ilk 48 saat içinde alındığında etkilidir. Risk gruplarındaki kişilere ve hastalığı ağır geçirenlere en kısa sürede başlanması gerekir.”

“Hastalığın tedavisinde dinlenmek önemli”

Bu dönemde dinlenmek gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Deniz Granit, hastaların gününün tümünü yatarak geçirmese bile vücudunu yoran ve yıpratan faaliyetlerden uzak durarak vücudun kendini toparlamasına fırsat vermesi gerektiğini belirterek,” İstirahat edilmediği takdirde iyileşme süreci uzar. Bu durum ile de olası yan etki riskleri de artar. Hastaların bol sıvı tüketmeye dikkat etmesi gerekir. Sıvı tüketirken kahve, çay, kola gibi kafeinli içeceklerden ise kaçınılması gerekir. Sıvı tüketimi vücudun sıvı kaybını önlerken burun mukozasını da rahatlatır. Sigara solunum yolları hastalıklarının kötüleşmesini kolaylaştıran bir faktördür. Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. Şikâyetler şiddetli ise, azalacağı yerde artıyorsa, ateş kontrol altına alınamıyorsa, mevcut şikâyetlere nefes darlığı veya balgam eklenirse doktora başvurmak gerekir” dedi.

“Kış aylarında ev iyi havalandırılmalı”

Hastalığı önlemek için uygulanması gereken yolun korunma olduğunu da söyleyen Uzm. Dr. Deniz Granit, “En iyi korunma vücut direncinin artırılmasıdır. Vücut direncini artırmak taze meyve ve sebzelerle dengeli beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyuma ve mevsimin gerektirdiği şekilde giyinme ile sağlanabilir. Kişiler kışın kapalı ortamlarda daha çok zaman geçirir ve bu sebeple virüsü taşıyan kişiler ile daha yakın temas olduğundan hastalığın bulaşma riskini arttırır. Kış aylarında evlerin, odaların iyi havalandırılması hastalar ile yakın temastan ve ortak eşya kullanımından kaçınılması önem kazanır. Sağlam kişilerin kendilerini koruması kadar hastaların da hastalığı çevresine bulaştırmamak için önlem almaları ve özen göstermeleri gerekmektedir. Hasta kişinin öksürürken ve hapşırırken yüzünü eliyle değil kolunun içiyle yada kağıt bir mendille kapatması ve mendili hemen çöpe atması; sabunla en az 20 saniye olmak üzere sık sık ellerini yıkaması, suya erişilemiyorsa alkol bazlı dezenfektanlar kullanması, telefon, klavye gibi ortak kullanılan eşyaların yüzeylerinin dezenfekte edilmesi gerekir” diyerek sözlerini sonlandırdı.


ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !