'CNR 5. Uluslararası Kitap Fuarı'

Haber Tarihi : 12.03.2018 10:03:53 'CNR 5. Uluslararası Kitap Fuarı' kapsamında Ayasofya Dergisi tarafından 'Edebiyat, Sinema ve Dergicilik' başlıklı bir söyleşi düzenlendi Ayasofya Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Terler: 'Mehmet Akif, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç ne için dergi çıkardıysa, biz de o yüzden dergi çıkardık' Ayasofya Dergisi Yazı İşleri Müdürü Yakarer: 'Şiirle uğraşanlara Şuara Suresi'nin verdiği bir görev, okurlara da verdiği bir ölçüt var' Ayasofya Dergisi Kültür Sanat Editörü Özdaman: 'Hayattan kopuk bir sinemamız olduğunu söyleyebilirim ancak seyirci cephesinde de bu anlamda sorunlar var. Çünkü seyirci sinemanın mutfağını zorlamıyor'
A +   A -

Pozitif Fuarcılık ve Basın Yayın Birliğince düzenlenen "CNR 5. Uluslararası Kitap Fuarı" kapsamında Ayasofya Dergisi tarafından "Edebiyat, Sinema ve Dergicilik" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi.

Anadolu Ajansı'nın global iletişim ortağı olduğu fuardaki söyleşide Recep Terler, Harun Yakarer ve Bülent Özdaman konuşmacı olarak yer aldı.

Ayasofya Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Recep Terler, derginin 2014 yılında kurulduğunu belirterek, "Ayasofya, Sebilürreşad'ın doğuşundan 106, Büyük Doğu'nun doğuşundan 71, Diriliş'in doğuşundan ise 54 yıl sonra yayın hayatına başladı. Mehmet Akif, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç ne için dergi çıkardıysa biz de o yüzden dergi çıkardık." dedi.

Terler, her derginin bir duruş sergilemesi gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:

"Dergi ilkeler için, memleket için vardır. Biz 2014 yılında Ayasofya'yı kurarken önümüzdeki 10 yılın çok zorlu geçeceğini tahmin ediyorduk. Memleket için duruşa, vatan için ilkelere ihtiyaç vardı. Dergimizin kuruluşundan 2 yıl sonra 15 Temmuz hain darbe girişimi, 3 yıl sonra El Bab, 4 yıl sonra Afrin operasyonları gerçekleşti. Ayasofya dergisi olarak tüm bu meselelerde vatan millet hassasiyetimizi ortaya koymaya gayret ettik. Çünkü vatan olmazsa ne şiirimiz, ne edebiyatımız, ne de kültürümüz kalır. Bu yüzden Türkiye'de, kalbi Türkiye için atanların yayımladığı dergilerin, yayınların, kitapların, filmlerin artması gerekiyor."

- "Şiir asla çok satanlar listesine giremedi"

Ayasofya Dergisi Yazı İşleri Müdürü Harun Yakarer de edebiyat üzerine bir konuşma yaparak, şiirin çağa tanıklık eden bir edebi tür olduğunu dile getirdi.

Yakarer, şiirin önemini vurgulayarak, "Şiirle uğraşanlara Şuara Suresi'nin verdiği bir görev, okurlara da verdiği bir ölçüt var. Şiir asla çok satanlar listesine giremedi elhamdülillah. Şiirlerimiz aynı zamanda okurun rahatını kaçırma görevini de üstleniyor." diye konuştu.

Ayasofya Dergisi Kültür Sanat Editörü Bülent Özdaman ise sinemanın yaklaşık 150 yıllık genç bir sanat disiplini olduğuna işaret ederek, bünyesinde hayata dokunan edebiyat, müzik, şiir, felsefe ve sosyoloji gibi her şeyden bir parça barındırdığını vurguladı.

Özdaman, edebiyatın sinemayı besleyen bir alan olduğuna dikkati çekerek, "İkisi de ayrı disiplinler ve ayrı değerlendirilmeli. Bu sebeple edebiyat uyarlamalarını değerlendirirken de bu kıstası aklımızdan çıkarmamalıyız." ifadelerini kullandı.

- "Edebiyat ve sinema birbirini besleyen iki alandır"

Edebiyat dergilerinde sinemaya dair son dönemlerde yeni yeni yazı, röportaj ve soruşturmalar yapıldığını bildiren Özdaman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz Ayasofya dergisinde ilk sayıdan itibaren aralıksız sinema yazıları yayınladık, önemli sinemacılarla yapılan röportaj ve soruşturmalara yer verdik. Şu anda edebiyat dergilerinin hala bu konuda yetersiz kaldığını düşünüyorum. Sinema dergilerinde de durum farklı değil onlar da maalesef edebiyatı yadsıyor, halbuki edebiyat ve sinema birbirini besleyen ve zenginleştiren ve birbirinden ayrılınca da tökezleyen iki kardeş alan."

Özdaman, bugünün sinemasına da değinerek, "Şimdilerde sinemamıza hakim olan iki ana tema var, komedi - romantik komedi ve dram hatta modernize edilmiş melodram. Halbuki dünyamızın karşı karşıya olduğu meseleler bunlardan çok farklı. Hayattan kopuk bir sinemamız olduğunu söyleyebilirim ancak seyirci cephesinde de bu anlamda sorunlar var çünkü seyirci sinemanın mutfağını zorlamıyor. Halbuki kendini sürekli geliştiren seyirci sinemanın mutfağında yer alanları zorlamalı, arz - talep dengesine müdahale etmeli." değerlendirmesinde bulundu.