Ameliyatsız Mide Küçültme Yöntemleri

Haber Tarihi : 07.02.2018 Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mahmut Doğan, mide küçültme operasyonu ve ameliyatsız mide küçültme yöntemleri hakkında bilgi verdi.
A +   A -



İstanbul Cerrahi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mahmut Doğan, mide küçültme operasyonlarıyla ilgili merak edilenleri cevapladı. Doğan, ameliyatsız mide küçültme yöntemlerini Endosleeve Yöntemi, Endoskopik Zımba Yöntemleri, Endoskopik dikiş teknikleri şeklinde sıraladı.

Op. Dr. Mahmut Doğan konuyla ilgili şunları kaydetti:

“Mide hacminin azaltıldığı ameliyat dışı yöntemler mevcut ancak şunu söylemek gerekir obezite tedavisinde sonuçları en yüz güldürücü olan yöntem cerrahidir. Cerrahi yöntemlerin kalıcı başarı şansı çok daha yüksektir. Obezitenin cerrahi tedavisi de diğer cerrahilerde olduğu gibi hastaya daha az zarar veren yöntemlere doğru kaymaktadır. Bunlara örnek verecek olursa; Obezitenin tedavisinde ameliyat dışında tüm dünyada en sık uygulanan İntragastrik Balon uygulamadır. Yöntem ameliyatsız ve geri dönüştürülebilir bir kilo kaybı metodudur. Mide balonuyla verilebilecek kilo miktarı, verilecek fazla kilonun derecesine, diyet ve egzersiz tavsiyelerine ne kadar uyduğunuza göre değişecektir. Bazı çalışmalara göre, 6 ay içerisinde fazla kilonuzun yüzde 35-45’ini verebilmek mümkündür.

Endosleeve Yöntemi: Mide, onikiparmak barsağı ve ince barsağın içine emilimi önleyici plastik ince bir hortum konularak uygulanan bir yöntemdir. Henüz tam güvenilir klinik çalışmalar olmadığı için deneysel aşamadadır. Endoskopik Zımba Yöntemleri: Laparoskopik ameliyatlarda kullanılan zımbaların (stapler) benzeri cihazlarla hiçbir yer delinmeden midenin kesilerek küçültüldüğü yöntemlerdir. Endoskopik dikiş teknikleri: Birçok firma bu konuda çalışmaktadır. Ameliyat gerektirmeden endoskopik olarak mide hacmi küçültülebilmektedir.”

Mide küçültme operasyonlarında dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Op. Dr. Mahmut Doğan, obezitenin, başlangıçta gelişmiş ülkelerin sorunu olarak kabul edilirken, gelişmekte olan ülkelerde de gelir düzeylerinin artması, batı yaşam tarzının benimsenmesi, enerji alımı artarken enerji harcanmasının azalması ile tüm dünyada toplum ayırımı gözetmeksizin hızla arttığını belirtti.

Doğan, günümüzde, önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci önemli nedeni obezite olduğunu aktararak, önümüzdeki yıllar içerisinde obezitenin birinci sıraya geçmesinin beklendiğini kaydetti.



Doğan, mide küçültmede dikkat edilmesi gerekenler hakkında şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yayınladığı deklarasyonu’nda, modernizasyon ve ekonomik büyümenin, standartlarda artışa yol açarak obeziteyi küresel bir epidemi haline getirdiğini, 2002 yılında ise 21’inci yüzyılın en önemli sağlık sorunu olarak kalacağını bildirmiştir. ABD’de yeni yapılan tahminler, nüfusun yüzde 30’unun obez olduğunu ve 2030 yılında pek çok eyalette obezite sıklığının yüzde 50’ye varacağını göstermektedir. Türkiye’de obezite prevalansının gelişmiş batı ülkelerinden aşağı kalmadığı son yapılan çalışmalarda anlaşılmaktadır. Türk erişkin toplumunda obezite prevalansı, özellikle kadınlarda yüzde 30 gibi kritik yüksek oranlara ulaşmıştır. Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi Araştırması (TURDEP-2) 2010 çalışmasında ise bu oranların erkeklerde yüzde 27 kadınlarda yüzde 44’e ulaştığı görülmüştür.

Obezitede cerrahi tedavi, diğer deyişle Bariyatrik Cerrahi, eskiye oranla daha çok tercih edilmektedir. Bunun sebebi gelişen teknoloji ile beraber ameliyatların laparoskopik yöntemle kapalı şekilde yapılması ve ameliyat süresinin kısalmasıdır. Obezite ameliyatı olmayı düşünen hastaların dikkat etmesi gereken en önemli nokta Bariyatrik Cerrahi yapılan merkezde; hastaları operasyon öncesinde, operasyon sonrası erken dönemde ve daha sonra da uzun süreyle takip edebilecek, kısa ve uzun vadede gelişebilecek sorunları çözebilecek, deneyimli bir ekip bulunmasıdır. Bu ekipte, bariyatrik cerrahın yanı sıra, endokrinolog, bariyatrik cerrahi sonrası beslenme alanında uzmanlaşmış bir diyetisyen, psikiyatri uzmanı bir de psikolog bulunması gereklidir. Ameliyat planlanan hastaların fizik muayenesinin, laboratuvar, radyolojik ve endoskopik kontrollerinin eksiksiz bir şekilde yapılması ve ameliyat öncesinde uzman doktorlar tarafından ayrı ayrı değerlendirilmesi önemlidir. Bunun yanı sıra ameliyatın yapılacağı merkezde donanımlı bir yoğun bakım ünitesinin olması gereklidir.”

Kimler bu operasyonu geçirebilir?

Op. Dr. Mahmut Doğan, kimlerin bu operasyonu geçirebileceği hakkında şöyle konuştu: “Cerrahi tedavi; diyetin, fiziksel aktivitenin arttırılmasının, davranış ve yaşam tarzı değişikliklerinin, medikal tedavinin yetersiz olması durumunda düşünülür. Cerrahi yapılmadan önce, obezitenin herhangi bir genetik, endokrin, nörolojik (hipotalamik fonksiyon bozukluğu gibi) patolojiden veya ilaç kullanımından kaynaklanmadığı ortaya konmalıdır. Bu durumlarda nedene yönelik tedavi yapılmalıdır. Bariatrik Cerahi için gerekli şartlar National Institutes of Health (NIH) 1991 yılındaki konsensus kararlarında belirlenmiştir.

(Vücut kitle indeksi) VKİ, 40 kg/metrekareden fazla veya 35 kg/metrekare’den fazla ve birlikte ek hastalık (tip 2 diyabet, HT, uyku apnesi, hiperlipidemi) olması

Ameliyat riskinin kabul edilebilir olması

Cerrahi dışı tedavilerin başarısız olması

Psikiyatrik olarak stabil olunması, alkol ve ilaç bağımlılığının olmaması

Kontrolsüz psikotik ve depresif bozukluğun olmaması

Hastanın iyi motivasyonlu, ameliyatı ve sekellerini biliyor olması

Cerrahinin getireceği yaşamı engelleyecek medikal problemlerin olmaması

Aile ve sosyal çevre desteğinin tam olması olarak sayılabilir.

Son çalışmalarda tip 2 diyabeti ve VKİ 30-35 kg/ metrekare arasında olan hastalarda da Obezite Cerrahisinin yapılabileceği yönünde görüş bildirilmektedir. Obezite Cerrahisine 60 yaş ve üstü hastalarda kar-zarar oranı dikkatli bir şekilde değerlendirilerek karar verilmelidir. Ameliyatla sağlanacak olan kilo kaybı, hastanın yaşam kalitesini arttırıp, kısıtlamalarını azaltmayacak ise cerrahi yapılmamalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), fazla kiloluluk ve obezite tanımını beden kitle indeksine (BKİ = Ağırlık [kg] / Boy [m2 ]) dayanarak yapmaktadır.

Buna göre;

Normal birey: VKİ, 18-25 kg/metrekare

Fazla kiloluluk: VKİ, 25,0-29,9 kg/metrekare

Obezite: VKİ, 30 kg/metrekare ve üzeri

Morbid obezite: VKİ, 40kg/ metrekare ve üzeri”

Operasyonda insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek bir durum var mıdır?

Ameliyat risklerinde ölüm oranlarının sıfıra indirilemediğini söyleyen Doğan, “Son yıllarda obezite cerrahisi üzerinde hasta değerlendirme, ameliyat ve ameliyat sonrası izlem açısında çok büyük gelişmeler olmuştur ancak tüm bu gelişmelere rağmen ameliyat risklerinde ölüm oranları sıfıra indirilememiştir. Bu ameliyatlar sonrasında erken dönemde ölüm görülme oranı yüzde 0.1-0.5 oranında bildirilmektedir. Erkek cinsiyet, VKİ yüksekliği ve ameliyat öncesi var olan solunum yetmezliği riski arttıran en önemli nedenlerdendir. Pulmoner emboli, anastomoz kaçağı ve miyokard infarktüsü en sık karşılaşılan ölüm nedenleridir. Ameliyat kesilerinde komplikasyon yüzde 25’e varan oranlarda görülmektedir. Sleeve Gastrektomi ve Gastrik Bypass ameliyatları sonrası midenin rekanalize olması ve mide çıkış darlığı tanımlanmış diğer komplikasyonlardır. Cerrahi sonrası hızlı kilo verilmesine bağlı safra kesesi taşı oluşumu yüzde 50’ye varan yüksek oranlarda bildirilmektedir. Uzun dönemde beslenme ile ilgili diğer komplikasyonlar oluşabilir. Sleeve Gastrektomi son yıllarda en fazla yapılan ameliyat şekillerinden biri olup, bu ameliyattan sonra beslenme sorunları çok nadir görülmektedir” şeklinde konuştu.



Operasyon geçiren kişi ameliyat sonrasında nelere dikkat etmelidir?

Op. Dr. Doğan, ameliyat sonrası dikkat edilmesi gereken önemli hususları maddeler halinde şu şekilde sıraladı:

"Beslenme ameliyatın ilk saatlerinde itibaren bariatrik cerrah ve diyetisyen denetiminde planlanmalı Beslenme planı oluşturulmalıdır.

Sıvı tüketimine dikkat etmeli. En az 1,5 lt su tüketilmelidir.

Ameliyat sonrası kontroller aksatılmamalıdır.

Özellikle ilk 3 ay doktorunuzun verdiği vitaminleri ve protein takviyelerini almanız gerekmektedir.

İlk 3 ay ağır kaldırmamalı ve ağır sporlardan uzak durulmalıdır.

Sık sık ve az az yemek yenmelidir. Lokmaları bol çiğnemek ve doyduğumuz an yemeği bırakmak gerekmektedir.

Verilen spor ve yürüyüşler aksatmadan yapmalıdır.

Son olarak bayanlar için ameliyattan sonra en az 1 yıl gebe kalınmamalıdır.”


ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !