ABD İçin Hangisi Daha Önemli

Haber Tarihi : 21.06.2019 11:19:07 Türkiye’nin üretim ortağı olduğu F-35 uçağının gönderilmeme kararıyla başlayan S-400 krizi ABD’nin yaptırım tehdidiyle Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı. ABD, Türkiye’yi, ‘S-400 alınırsa ağır sonuçları olur’ sözleriyle uyarırken Kuzey Suriye’deki YPG, PKK varlığı Amerikan desteğiyle her geçen gün daha da güçleniyor. İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Naim Babüroğlu ABD’nin Ortadoğu politikasını ve Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendirdi.
A +   A -

Türkiye, S-400 hava savunma sistemlerinin kurulmasına haftalar kala daha büyük baskılarla karşılaşıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘O iş bitti’ diyerek S-400 anlaşmasından geri adım atmayacağını açıklaması, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’ın Savunma Bakanı Hulusi Akar’a yazdığı mektupla karşılık bulmuştu.

ABD tarafından basına sızdırılan mektupta, ‘Türkiye S-400 alırsa ağır sonuçları olur’ ifadeleri yer aldı. Mektupta S-400 alınması halinde uygulanacak yaptırımlar, “F-35 uçağı eğitimi alan 42 Türk personelin eğitimlerinin sonlandırılması ve Kasım ayında gidecek 34 personelin gidişinin durdurulması, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı toplantılarına dâhil edilmemesi ve F-35 üretim zincirinden çıkartılması, Türkiye’ye CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırım Yoluyla Mücadele Etme Yasası) yaptırımlarının uygulanması, Türkiye’nin ABD ve NATO ile olan ilişkilerinin olumsuz etkilenmesi” olarak sıralandı.

“NATO’NUN tutumu ABD’den farklı değil”

Babüroğlu, NATO Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SECEUR) ABD’li Orgeneral Tod D. Wolters’ın 6 Haziran 2019 tarihinde yaptığı, ‘F-35’ler S-400 füze savunma sistemiyle birlikte kullanılamaz’ açıklamasına dikkat çekerek, “ABD ve NATO Türkiye’nin S-400 sistemini alması durumunda ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını söylüyorlar. Yani NATO bazılarının söylediğinin aksine ABD’den farklı düşünmüyor” dedi.

Trump ekonomik adım atar mı?”

ABD’nin yaptırım mektubundan yola çıkan Dr. Naim Babüroğlu, “ABD Başkanı Trump’ın yönetim tarzı dikkate alındığında Türkiye’yi olumsuz etkileyecek ekonomik adımları da atacağını dikkate almak gerekiyor.” şeklinde konuştu.

ABD Dışişleri Bakanlığı danışmanı, jeopolitik uzmanı John Sitilides’in sözlerini hatırlatan Babüroğlu, “Sitilides Trump’ın atacağı adımları şöyle açıkladı: Başkan Trump Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu” ifadelerini kullandı.

“Putin’in dolaylı tutum stratejisi”

Rusya’nın S-400 krizi süresince tutunduğu tavrı açıklayan Babüroğlu, “Rusya Devlet Başkanı Putin her zamanki gibi ‘dolaylı tutum’ stratejisini yeğliyor. Pentagon mektubunun basına düşmesinin hemen ardından konuşan Putin, Erdoğan’ın ‘delikanlı gibi’ ülkesinin bağımsızlığını korumaya çalıştığını söyledi.

S-400 ABD-Rusya arasında bir güç mücadelesine ve karşılıklı strateji hamlelerine dönüştü. 67 yıldır NATO üyesi olan Türkiye, ABD-NATO ile Rusya arasında, zıt kutupların çekim alanında durmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.

ABD’nin İdlib oyunu

Yaptırım mektubundan bir gün sonra ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in İdlib için yaptığı, “Temelde bu çatışmanın donmuş olduğunu görmek istiyoruz. Hiçbir sınırın değişmesini istemiyoruz. Anayasa komitesinin hayata geçmesi için Türkiye ile yakın çalıştığımız politik bir süreç sürdürüyoruz” açıklamalarını değerlendiren Babüroğlu, “ABD ASTANA sürecini işlevsiz kılmak istiyor. Türkiye’nin Suriye batısındaki askeri varlığı ve Rusya ile süren iş birliği ASTANA’yı gerekli kılıyor.” ifadelerini kullandı. Jeffrey’in gündeme getirdiği Suriye’nin kuzeyindeki ‘uçuşa yasak bölge’ sözlerine de dikkat çeken Babüroğlu, ABD’nin PYD, PKK’yı koruyacak bir kalkan oluşturduğunu belirtti.

Tarih tekerrür ediyor

ABD’nin PYD, PKK’yı koruyan ‘uçuşa yasak bölge’ uygulamasını 1991’de Irak’ın kuzeyinde yaşananlara benzeten Babüroğlu, “Körfez Savaşı sonrası Iraklı Kürtleri Saddam Hüseyin’den korumak için ilan edilen ‘Uçuşa Yasak Bölge’ PKK’nın canlanmasına, güçlenmesine uygun ortam sağladı. Jeffrey’in belirttiği ‘Uçuşa Yasak Bölge’, PYD, PKK’nın Suriye’de Fırat’ın doğusu ve Menbiç’te güçlenmesine neden olacaktır” ifadelerini kullandı.

“ABD için hangisi önemli”

ABD’nin Suriye politikasını anlamak için Sovyet işgali altındaki Afganistan’da yaşananlara dikkat çeken Babüroğlu, “Sovyet ordusu, 24 Aralık 1979 yılında Afganistan’ı işgal etmeye başlayınca, Ulusal Güvenlik Danışmanı Brzezinski, Başkan Carter’a: “Artık Sovyetler’in kendi Vietnam’ını hazırlama imkânına kavuştuğunu” söyler. ABD, Rusların Afganistan’ı işgal etmeleri için gerekli altyapıyı hazırlamış ve işgal için adeta teşvik etmişti. Afganistan’da Sovyet işgaline son vermek için ABD’nin yetiştirdiği, eğittiği ve silahlandırdığı radikal unsurlar, El Kaide adıyla dünyanın ve ABD’nin başına bela oldu. 1979’da başlayan Afganistan işgali sonunda, Brzezinski’nin dediği gibi Sovyetler İmparatorluğu gerçekten çöküşe doğru hızla yol almaya başladı.

İşgalin ardından, Sovyetler yaklaşık 50 bin ölüyü ve 60 milyar doları Afganistan topraklarına gömmüştü. Brzezinski’ye, “Radikal İslamcıları desteklediğiniz, onlara silah sağladığınız ve onları eğittiniz için pişman değil misiniz” sorusu sorulur. Cevabı çok netti: “Dünya tarihi için hangisi daha önemlidir? Taliban mı, yoksa Sovyet İmparatorluğu’nun çökmesi mi? Kışkırtılmış birkaç Müslüman mı, yoksa Orta Avrupa’nın özgürleşmesi ve Soğuk Savaş’ın bitmesi mi?” Farkında mıdır bilinmez ama Brzezinski, aslında ABD’nin değişmeyen, karmaşık stratejisini iki cümlede özetlemişti” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin seçime zorlandığının altını çizen Babüroğlu, “Yıl 2019, aylardan Haziran Irak, Libya ve Suriye için ABD yetkililerine, Brzezinski’ye yöneltilen soru sorulduğunda yanıt değişmeyecektir: “ABD için hangisi daha önemli? IŞİD/DAEŞ/HTŞ mi yoksa Irak, Libya ve Suriye’nin parçalanması mı? IŞİD/DAEŞ/HTŞ mi, yoksa İsrail’in güvenliğinin sağlanması, İran’ın yıkılması ve PYD/PKK devletçiğinin kurulması mı? 6 Haziran 2019’da gazetede yer alan ABD Suriye Özel Temsilcisi’nin bu açıklamaları, Suriye’nin parçalanmasını isteyen; Türkiye sınırında radikal unsurların kontrolünde bir İdlib’i hedefleyen; ¨Uçuşa Yasak Bölge¨yle 1991’de Kuzey Irak’ta olduğu gibi, Fırat’ın Doğusu ve Menbiç’te PYD/PKK terör örgütünü güçlendiren bir yapı demek. ABD’nin bu hedefleri, açıkça Türkiye’nin ulusal çıkarlarına ve ulusal güvenliğine tümüyle aykırıdır” ifadelerini kullandı.


ÇOK OKUNAN HABERLER

ANKET

Bağımsız Anket Bulunamadı !